Hamileliğin ilk 3 ayında

Hamilelikte özellikle sol yana yatış pozisyonu önerilir. Neden sağ tarafa değil de sol tarafa? Çünkü vücudun ortasından hafif sağ tarafta en büyük toplar damar (vena kava inferior) geçer. Sağ tarafa doğru yatılırsa bu toplar damara rahim bası yaapr ve kalbe dönen kan miktarı azalır, bu da bebeğe giden kan miktarının azalmasına neden olur. Sağ tarafa yatıldığında kalbe dönen kan azalacağı için vücuttaki şişlikler artabilir. Sol yana yatıldığında tersine plasentaya (bebeğin eşine) giden kan artar, böylece bebeğe daha fazla oksijen ve besin maddesi ulaşır. Sol tarafa yatmak kan dolaşımındaki sirkülasyonu arttırarak vücuttaki şişlikleri (ödem) azaltır. Hamileler için en rahat uyku pozisyonu sol yana yatarak bacakların karna doğru çekildiği pozisyondur. Sol yana yatarken sırtınızın arkasına büyükçe bir yastık koyarak hem daha rahat edersiniz hem de uykudayken sağa dönmeyi engelleyebilirsiniz.

İlk 3 ay, yatış pozisyonu:
Hamileliğin ilk 3 ayında yatış pozisyonu önemli değildir, yüzüstü hariç her pozisyonda yatılabilir çünkü bu aylarda rahim küçük ve hafif olduğu için damarları bası yapmaz.

Hamilelikte sırtüstü yatmak:
Gebeliğin özellikle son aylarında sırt üstü yatmaktan kaçınmak gerekir. Bu pozisyonda rahim bütün ağırlığıyla büyük kan damarlarına, omurgaya, sırt kaslarına ve barsaklara baskı yapar. Bu da bel ağrılarına ve hemoroide (basur) neden olabilir. Sırt üstü yatmak kan basıncında düşmeye neden olabilir, bazen anne adayları bu şekilde baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler hissederler.

Dünya Sağlık Örgütüne göre

Hamilelikte özellikle sol yana yatış pozisyonu önerilir. Neden sağ tarafa değil de sol tarafa? Çünkü vücudun ortasından hafif sağ tarafta en büyük toplar damar (vena kava inferior) geçer. Sağ tarafa doğru yatılırsa bu toplar damara rahim bası yaapr ve kalbe dönen kan miktarı azalır, bu da bebeğe giden kan miktarının azalmasına neden olur. Sağ tarafa yatıldığında kalbe dönen kan azalacağı için vücuttaki şişlikler artabilir. Sol yana yatıldığında tersine plasentaya (bebeğin eşine) giden kan artar, böylece bebeğe daha fazla oksijen ve besin maddesi ulaşır. Sol tarafa yatmak kan dolaşımındaki sirkülasyonu arttırarak vücuttaki şişlikleri (ödem) azaltır. Hamileler için en rahat uyku pozisyonu sol yana yatarak bacakların karna doğru çekildiği pozisyondur. Sol yana yatarken sırtınızın arkasına büyükçe bir yastık koyarak hem daha rahat edersiniz hem de uykudayken sağa dönmeyi engelleyebilirsiniz.

anne adayına destek

Dünya Sağlık Örgütü anne ölümünü şu şekilde tanımlamıştır:
Gebeliğin herhangi bir döneminde ve doğumdan (veya gebeliğin bitiminden) sonraki 42 gün içerisinde gebeliğe bağlı nedenlerle meydana gelen ölümlerdir. Bu tanımda annenin ölüm sebebi gebeliğe direk olarak bağlı bir neden veya gebelik nedeniyle bir hastalığın şiddetlenmesine bağlı nedenler veya gebeliğin yönetimi, verilen tedavi yöntemleri ile ilgili nedenler olabilir. Tanımda gebeliğin “yeri ve süresinden bağımsız olarak” ifadesi yer almaktadır. Kazara ve tesadüfen olan anne ölümleri bu tanımın dışında kalmaktadır.

Anne ölüm oranı (maternal mortality ratio): Belli bir zaman diliminde anne ölümü sayısının canlı doğum sayısına oranıdır. (100 bin canlı doğum başına düşen anne ölüm sayısı)
Anne ölüm hızı (maternal mortality rate): Anne ölüm sayısının doğurganlık çağındaki kadınların sayısına oranıdır. (15-45 yaşındaki kadınlar)

Doğrudan Anne Ölümü:
Hamilelik dönemi ve doğumdan sonraki 42 gün süresince gebeliğe bağlı doğal komplikasyonlar veya yapılan müdahaleler neticesinde yani direk gebelikle ilgili patolojilere bağlı olarak meydana gelen komplikasyonlardan kaynaklanan ölümlerdir.

Dolaylı Anne Ölümü:
Hamilelikten önce annede var olan bir hastalığın gebeliğin etkisiyle şiddetlenmesi neticesinde meydana gelen anne ölümleridir. (Örneğin hamilelikten önce olan bir kalp kapak hastalığının gebeliğin etkisiyle şiddetlenmesi ve ölüme neden olması)

Geç Anne Ölümü:
Doğumdan veya düşüklerden sonraki 42. gün ile bir yıla kadar olan zaman diliminde doğrudan veya dolaylı nedenlerle meydana gelen anne ölümleridir.

Tesadüfî Ölümler:
Gebelik, doğum, doğum sonrası 42 gün içerisinde meydana gelen gebeliğin herhangi bir etkisine bağlı olmayan ölümlerdir. Örneğin kaza, yaralanma, intihar, zehirlenme vb.

Dünya Sağlık Örgütüne göre 2008 yılında 358.000 anne ölümü gerçekleşmiştir. Bu ölümlerin %60’ı doğum sonrası dönemde meydana gelmiştir. Doğum sonrası ölümlerin %45’i doğumdan sonraki ilk 24 saat içerisinde meydana gelmiştir. %65’i ilk bir hafta içerisinde meydana gelmiştir.

Dünyada anne ölümlerinin en sık görüldüğü bölgeler Afrika ve Güney-doğu Asya bölgeleridir, anne ölümlerinin yaklaşık yarısı bu bölgelerde meydana gelmektedir.Gelişmekte olan ülkelerde çok daha fazla görülmektedir. Anne ölümü bir ülkenin gelişmişlik düzeyi ile ve sağlık hizmetlerine ulaşma başarısı ile doğrudan orantılıdır.

Anne ölüm nedenleri:
– Aşırı kanama
– Enfeksiyonlar
– Preeklampsi ve eklampsi
– Distosi (Zor doğum)
– Güvenli olmayan düşükler
– Tromboembolik olaylar
– Amnion Sıvı Embolisi
– İndirekt nedenler

Dünya Sağlık Örgütüne göre.
– Her gün yaklaşık 800 kadın gebeliğe ve doğuma bağlı önlenebilir nedenlerle kaybedilmektedir.
– Anne ölümleri kırsal ve fakir bölgelerde daha yüksektir.
– 15 yaş altındaki adolesan gebeliklerde anne adayı ileri yaşlardaki gebeliklere göre komplikasyonlara ve anne ölümüne karşı daha fazla risk atındadır.
– 1900 ve 2010 yılları arasınnda anne ölüm oranı yaklaşık %50 oranında azalmıştır. Gebelik sırasında ve doğum öncesi, doğum sonrası bakım imkanları anne ölümlerini azaltmakta çok önemlidir.
– 2010 yılında Dünyada gebelik sırasında veya doğumdan sonra 287.000 anne ölümü meydana gelmiştir.

Anne ölüm oranının artmasına neden olan faktörler:
Bazı ülkelerde anne ölüm oranlarının diğerlerinden yüksek olmasından rol alan başlıca nedenler şunlardır:
– Anne adaylarının sağlık hizmetlerine ulaşamayacak kadar uzak ve kırsal alanlarda yaşaması
– Kaliteli sağlık hizmeti verebilecek kalifiye personel sayısının yetersiz olması
– Yoksullluk

Son adet tarihi 10 Nisan olan birisinin tahmini

ANNE ADAYLARININ VE TOPLUMDAKİ BÜTÜN KADINLARIN GEBELİK, DOĞUM VE ANNELİK KONULARINDA BİLGİLENMESİNİN ÖNEMİ:
Anne adaylarının gebelik öncesi dönemden başlayarak hamilelik boyunca bütün gelişmeler ve beklenen durumlar hakkında bilgilendirilmesi annelerin daha bilinçli ve sağlıklı, güvenli bir hamilelik dönemi geçirmesini sağlar. Bu bilgilendirme bazı konularda babayı da kapsamalıdır, bu sayede baba da anne adayına destek olabileceği konularda bilinçlenmiş olur. Doğumdan sonra da lohusalık ve bebek bakımı gibi konularda annelerin bilgilendirilmesi gerekir. Bu bilgilendirme çalışmalarının hastanelerde, özel merkezlerde, televizyonda, gazete, dergi ve internet gibi ortamlarda yaygınlaşması ülkedeki anne adaylarının hamileliği, doğumu başka bir deyişle kendilerini daha iyi tanımalarını sağlar. Bilgilenmek cesaret ve huzur getirir, tersine bilgisizlik ve kulaktan dolma bilgilerle yaşamak korku, endişe, cesaretsizlik, özgüven eksikliği, kararsızlık gibi durumlara neden olur. Ülkemizde hamilelik ve doğum konusunda yaşanan bazı sorunların temelinde genç kzıların kulaktan dolma yanlış bilgilerle büyümeleri, gerçek olmayan bazı hurafelere inandırılmaları, gerçek ve bilimsel bilgilerin onlara ulaştırılmaması yatmaktadır. Bilinçli ve doğru bilgilerle donanmış anne adayları hamilelikte ve doğumda kendine güvenir, gerektiği durumda doktoru ile birlikte karar verme aşamalarına daha sağlıklı katılır, sağlıklı fikirler ileri sürer; bütün bunların sonucunda ülkede anne ve bebek sağlığı daha üst seviyelere taşınır.

Anne daylarının bilgilendirilme düzeyi ve kapsamı kadının ve ailesinin eğitim, kültürel ve sosyoekonomik düzeyine göre değişebilmekle birlikte her aileye uygun kapsam ve biçimde belli bazı bilgiler ulaştırılmalıdır. Dünyada çeşitli ülkelerde çeşitli şekillerde bu tür uygulamalara ağırlık verilmelidir.

Anne adayları hangi konularda bilgilenmelidir:
Gebelik öncesinde:
– Kadın anatomisi
– Doğru ve dengeli beslenme
– Akraba evliliği ve genetik hastalıklar
– Anne adayının varsa kronik hastalıkları hakkındda bilgi ve bunların gebeliğe etkisi
– Sigara ve alkol kullanımı hakkında bilgiler
– Cinsel ilişki, aile planlaması, doğumlar arasında yeterli ara verilemesi ve gerekli doğum kontrol yöntemler

Hamilelik boyunca:
– Hamilelikte yapılacak tahliller ve testler
– Hamilelikte beslenme
– Hamilelikte kullanılması gerekenler ilaçlar, vitaminler
– Hamileliğin anne adayının vücudunda meydana getireceği değişiklikler
– Hamilelikte annenin karşılaşacağı şikayet ve belirtiler
– Bebeğim gelişim aşamaları
– Hamilelikte uygulanan tarama testleri ve amaçları, sonuçları

Gebeliğin 36. haftasından sonra haftalık

Normal gebelik süresi son adetin başladığı tarihten itibaren 40 haftadır.
Tahmini doğum tarihi son adetin başladığı tarihe 7 gün eklenip 3 ay geriye gidilerek pratik bir şekilde hesaplanabilir. Burada tahmini doğum tarihi denilen doğumun olabileceği son tarihtir. Doğumların bir çoğu bu tarihe kadar beklemez, 38-40 hafta arasında gerçekleşir. Bazen günü geçen kişilerde bu tarihi 1 hafta geçebilir. Yani doğum tahmini doğum tarihi ile hesaplanan sonuçtan 1-2 hafta önce olur sıklıkla.

Örnek:
Son adet tarihi 10 Nisan olan birisinin tahmini doğum tarihi
10 + 7=17 Nisan
Nisan’dan –> 3 ay geriye gidilirse Ocak –> 17 Ocak olur.

Örnek:
Son adet tarihi 5 Şubat olan birisi için:
5 + 7 = 12 Şubat
12 Şubattan 3 ay geriye gidilirse: 12 Kasım olur tahmini doğum tarihi.

Fakat bu yöntem özellikle adetleri düzensiz olan kişilerde yanılmalara sebep olabilir. Bu durumda ultrason ölçümlerinden faydalanılarak tahmini doğum tarihi hesaplanır.